Özellikle hafta sonları, Çakmak Caddesi'nde kendi hızınızla yürümeniz neredeyse imkansız. Kaldırımları işgal eden tezgahlardan taşan kalabalık, mecburen yola iniyor. Yolda ise dolmuşların, özel halk otobüslerinin ve motosikletlerin arasında ilerlemeye çalışan on binlerce insan, adeta bir nehir gibi akıyor. Vatandaşlar bu durumu, "Buraya girdiğin an iradeni kaybediyorsun. Kalabalık seni nereye iterse oraya gidiyorsun. Bir mağazaya girmek için akıntıdan çıkmak büyük çaba gerektiriyor" sözleriyle özetliyor.
Çakmak Caddesi, sadece bir ulaşım yolu değil, şehrin en büyük ve en ucuz açık hava alışveriş merkezi.
Seslerin Savaşı: Bir yanda "Gel abla, gel vatandaş" diye bağıran mağaza çığırtkanları, diğer yanda "Kırılmaz cam takılır", "Halka tatlı sıcak sıcak" diye bağıran seyyar satıcılar...
Ekonominin Kalbi: Lüks markaların değil; ihraç fazlası ürünlerin, replika ayakkabıların, cep telefonu aksesuarlarının ve dönercilerin hüküm sürdüğü bu cadde, dar gelirli vatandaşın sığınağı.
Caddenin en büyük paradoksu ise trafiği. Teorik olarak araç trafiğine açık olan caddede, kırmızı belediye otobüsleri ve dolmuşlar, insan selini yararak milim milim ilerlemeye çalışıyor. Kornaların hiç susmadığı, şoförlerin camdan sarkıp "Abim kenara çekil tekerin altında kalacaksın" diye bağırdığı, yayaların ise "Yol mu bıraktınız yürüyelim" diye karşılık verdiği o gergin ama alışılmış Adana manzarası, Çakmak Caddesi'nin rutini olmuş durumda.
HERKES BURADA Öğrencisinden emeklisine, Suriyeli sığınmacısından yerli turistine, hırsızından polisine kadar Adana'nın tüm demografik yapısını 10 dakika içinde görebileceğiniz tek yer burası. Çakmak Caddesi, 2026 yılında da Adana'nın "En Kalabalık", "En Gürültülü" ve "En Kaotik" noktası olma unvanını kimseye kaptırmıyor. Burası durursa, Adana durur.