Özellikle hafta sonları binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Kazancılar Çarşısı ve çevresinde, "yayalaştırma" projesinin bir türlü tam olarak hayata geçirilememesi büyük bir tezat oluşturuyor. Tarihi atmosferde ciğer kebabı yemek isteyen misafirler, dar sokaklarda manevra yapmaya çalışan araçların gürültüsü ve egzoz dumanı eşliğinde vakit geçirmek zorunda kalıyor. Turistler, "Tarihi bir çarşıda yürürken sürekli araba çarpmasın diye kenara kaçmak zorunda kalıyoruz. Burası dünyanın başka bir yerinde olsa, kilometrelerce öteden araç girişi yasaklanırdı" yorumunu yapıyor.
ESNAF VE VATANDAŞ İKİYE BÖLÜNDÜ
Ali Münif Yeğenağa Caddesi ve bağlantılı sokakların trafiğe kapatılması konusu yıllardır masada bekliyor. Bölgedeki bazı esnaflar, trafiğin kesilmesi halinde işlerin düşeceğinden endişe ederken; turizmciler ve vatandaşlar ise tam tersini savunuyor. Bölgenin tamamen yayalaştırılması, zeminin tarihi dokuya uygun taşlarla kaplanması ve sadece belirli saatlerde mal kabulüne izin verilmesi modelinin, bölgeye gelen turist sayısını katlayacağı belirtiliyor.
FOTOĞRAF KARELERİNDE "OTOPARK" MANZARASI
Türkiye'nin en uzun saat kulesi olan Büyüksaat'in önünde hatıra fotoğrafı çektirmek isteyenler, kulenin dibine park edilmiş kamyonetler ve otomobiller yüzünden temiz bir kadraj yakalayamıyor. Adana Büyükşehir Belediyesi ve UKOME'den 2026 yılı içerisinde radikal bir karar bekleyen Adanalılar, "Tarihi bölge otopark değil, açık hava müzesidir. Artık bu bölgeye araç girmemeli, ring seferleri veya nostaljik tramvayla ulaşım sağlanmalı" çağrısında bulunuyor.
TURİZMİN GELECEĞİ BU KARARA BAĞLI
Karnaval dönemlerinde trafiğe kapatıldığında bambaşka bir havaya bürünen bölgenin, bu atmosferi yılın 365 günü yaşatması hedefleniyor. Uzmanlar, Adana'nın turizm gelirlerini artırmasının yolunun, tarihi bölgesini "yürünebilir" hale getirmekten geçtiğini vurguluyor.