İklim değişikliği ve artan maliyetler, Adanalı çiftçiyi geleneksel ürünlerden uzaklaştırırken, bölgeyi bir "Tropikal Meyve Üssü"ne dönüştürüyor. Yıllarca Türkiye’nin pamuk ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Adana topraklarında artık Ejder Meyvesi (Pitaya), Avokado, Mango çiçekleri yükseliyor. Özellikle Yumurtalık ve Karataş gibi kıyı ilçelerinde yoğunlaşan bu değişim, sadece bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olarak görülüyor.
Çiftçilerin bu radikal değişikliğe gitmesinin arkasında üç temel neden yatıyor:
Su Tasarrufu: Mısır ve pamuk gibi yoğun su isteyen bitkilerin aksine, tropikal meyvelerin birçoğu modern sulama sistemleriyle daha az su tüketerek yüksek verim sağlıyor.
Yüksek Katma Değer: Bir dönüm pamuktan elde edilen gelirle, bir dönüm ejder meyvesinden elde edilen gelir arasında uçurum var. İhracat potansiyeli, bu meyveleri çiftçi için "yeni altın" yapıyor.
İklimin Isınması: Adana'nın son yıllarda daha sıcak ve nemli hale gelen iklimi, bu meyvelerin yetişmesi için doğal bir sera ortamı sunuyor.
Ziraat mühendisleri ve yerel tarım birlikleri, bu dönüşümün henüz başında olduğumuzu belirtiyor. Uzmanlara göre, gerekli soğuk hava depoları ve lojistik altyapı güçlendirilirse; Adana, Avrupa’nın tropikal meyve ihtiyacını karşılayan en yakın merkez haline gelebilir.
Ancak bu dönüşüm beraberinde bazı endişeleri de getiriyor. Stratejik öneme sahip mısır, buğday ve pamuk üretim alanlarının daralması, uzun vadede gıda güvenliği tartışmalarını tetikleyebilir. Çiftçiler ise "Geleneksel ürün zarar ettirirken, teknoloji ve pazar bizi bu yöne itiyor" diyerek durumu özetliyor. Adana'da son 5 yılda tropikal meyve ekili alanların %300 oranında arttığı tahmin ediliyor. Bu durumun önümüzdeki 10 yıl içinde bölgedeki sanayi yapısını (tekstilden gıda işlemeye) tamamen değiştirmesi bekleniyor.