Türkiye’nin güneyinde yer alan ve "beyaz altın" pamuk başta olmak üzere mısır ve narenciye üretiminin merkezi olan Adana’da, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar ve azalan yağışlar, kentin ekolojik dengesini bozdu. Meteoroloji verilerine göre Adana, resmen "su stresi yaşayan iller" kategorisine girdi.
Çukurova’nın bereketli toprakları, artan buharlaşma ve yağış yetersizliği nedeniyle verim kaybı yaşıyor. Sulama kaynaklarına erişimde yaşanan zorluklar, artan gübre maliyetleri ve iklimsel belirsizlikler, çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor.
Bölgedeki birçok üreticinin, yetersiz sulama imkanları nedeniyle tarlalarını boş bırakmayı tercih ettiği ya da daha az su isteyen alternatif ürünlere yöneldiği belirtiliyor. Pamuk, mısır ve narenciye gibi stratejik ürünlerdeki rekolte düşüşü, sadece Adana ekonomisini değil, Türkiye’nin gıda arz güvenliğini de tehdit eder boyuta ulaştı.
Adana’nın sorunları sadece tarım arazileriyle sınırlı kalmıyor. Hızlı nüfus artışı, kırsaldan kente göç ve plansız yapılaşma, şehir merkezini de tehdit ediyor. Artan betonlaşma nedeniyle toprağın suyu emme kapasitesi düşerken, bu durum yer altı su kaynaklarının beslenmesini engelliyor. Altyapı yetersizlikleriyle birleşen bu tablo, ani yağışlarda sel ve taşkın riskini de beraberinde getiriyor.
Çevre uzmanları ve ziraat mühendisleri, Adana’nın geleceğini kurtarmak için zamanın daraldığına dikkat çekiyor. Vahşi sulama yöntemlerinin terk edilerek modern ve tasarruflu sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulanırken, kuraklığa dayanıklı tarım politikalarının hayata geçirilmesi çağrısı yapılıyor.
Yetkililer, Adana Büyükşehir Belediyesi ve merkezi yönetimin koordineli bir şekilde çalışarak, doğaya duyarlı ve sürdürülebilir şehir planlamasını bir an önce devreye sokması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, Çukurova’nın hem ekonomik gücünü hem de ekolojik zenginliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı ifade ediliyor