
Dünya genelinde artan iklim krizi, savaşlar, göç hareketleri, toplumsal eşitsizlikler ve dijital dezenformasyon, eğitim politikalarının yalnızca akademik başarı odaklı değil; aynı zamanda etik, sosyal ve küresel sorumluluk bilinci kazandıracak şekilde yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Bu çerçevede UNESCO’nun uzun süredir Küresel Vatandaşlık Eğitimi (Global Citizenship Education – GCED) yaklaşımına öncelik vermesi dikkat çekiyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kent ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz ŞAHİN, UNESCO’nun bu yaklaşımının tesadüfi olmadığını vurgulayarak, küresel vatandaşlık eğitiminin günümüz dünyasında bir “lüks” değil, zorunluluk haline geldiğini ifade etti.
“UNESCO, sorunların ulusal sınırları aştığını görüyor”
ŞAHİN, UNESCO’nun küresel vatandaşlık eğitimine öncelik vermesinin temel nedenlerinden birinin, günümüz sorunlarının artık tek bir ülkenin sınırları içinde çözülemeyecek kadar karmaşık hale gelmesi olduğunu belirtti:
“İklim değişikliği, su krizi, pandemi, göç ve dijital güvenlik gibi meseleler ulusal değil küresel sorunlardır. UNESCO bu nedenle bireylerin yalnızca kendi ülkelerine karşı değil, tüm insanlığa ve gezegene karşı sorumluluk taşıyan bireyler olarak yetişmesini hedefliyor.”
Yerel yönetimler küresel vatandaşlığın sahasıdır
Küresel vatandaşlık eğitiminin yalnızca teorik bir kavram olmadığını vurgulayan ŞAHİN, uygulama alanının büyük ölçüde kentler ve yerel yönetimler olduğunu söyledi:
“Küresel vatandaşlık, yerelde başlar. Bir bireyin çevresine, kentine, kamusal alanlara ve farklı kimliklere saygısı yoksa küresel sorumluluk bilinci de gelişmez. UNESCO’nun bu yaklaşımı, yerel yönetimlerin eğitim, katılım ve kapsayıcılık politikalarını doğrudan ilgilendiriyor.”
Demokrasi, barış ve sürdürülebilir kalkınma vurgusu
Oğuz ŞAHİN’e göre UNESCO’nun küresel vatandaşlık eğitimine verdiği önem, barış kültürü, insan hakları, demokratik değerler ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile doğrudan bağlantılı:
“UNESCO, eleştirel düşünen, farklılıklara saygı duyan, yanlış bilgiyle mücadele edebilen bireyler olmadan ne demokrasinin ne de sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olamayacağını çok net görüyor.”
Türkiye için de stratejik bir fırsat
ŞAHİN, küresel vatandaşlık eğitiminin Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, özellikle yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının bu alanda daha aktif rol alması gerektiğini ifade etti.
“Kentlerimizde çevre bilinci, iklim farkındalığı, katılımcı demokrasi ve sosyal uyum temelli eğitimler yaygınlaştırılırsa, UNESCO’nun hedeflediği küresel vatandaş profiline güçlü bir katkı sağlanabilir.”
“Gelecek, sınırları aşan bir bilinç gerektiriyor”
Açıklamalarının sonunda ŞAHİN, UNESCO’nun küresel vatandaşlık eğitimine verdiği önemin, geleceğin dünyasına dair güçlü bir mesaj taşıdığını vurguladı:
“Gelecek; sadece kendi çıkarını değil, ortak geleceği düşünen bireylerin omuzlarında yükselecek. UNESCO’nun küresel vatandaşlık eğitimi yaklaşımı, bu bilinci inşa etmeyi amaçlıyor