AFETLERDEN SONRA
İki sene boyunca bir inşaat firmasında çalıştım. Müteahhitler işini ciddiye alan, çalışanlarına çok değer veren,yaptıkları işten para kazanırken karşılığında mükemmel iş çıkaran insanlardı. Genç,bu işin okulunu okumuş;bir işin ehli insanları bulup onlarla çalışan kişilerdi. Şantiye şefinden muhasebecisine herkes çinkonun demirin kalitelisini biliyor, kullanılan hiçbir malzemenin inşaattaki önemini göz ardı etmiyordu. Ben bile öyle bir ortamda olduğum için kendimi ömür boyu şanslı hissedeceğim. İşimi çok seviyordum. Yapılan evleri satın alanlara gönül rahatlığıyla içinde oturacakları güvenli bir yuva veriyorduk. Ev sahiplerinin yüzündeki mutluluğu görmek en büyük mükafattı. Evleri görenlerin söylediği ‘Elinize sağlık’ lafı aldığım paradan daha kıymetliydi. Taşeronun işçisinin bile can güvenliğine titizlikle özen gösterilen bir yerdi. Sonra tüm evler satıldı ve işimiz bitti. Ülkede her sektörü vuran kriz en son inşaat sektörüne de büyük darbe vurduğundan, inşaat işine devam etmediler.
Diyeceğim o ki ülkedeki tüm inşaat firmaları bu titizlikle çalışsa,tüm müteahhitler okulunu okuduktan sonra sahada tecrübeli insanlarla bir araya gelse,malzemeden çalmadan çalışsalar depremlerden korkmamıza gerek kalmaz. Boşuna denmiyor;’deprem değil,bina öldürür.’
Ülkenin Merkez Bankası Başkanı gecenin bir saati yerinden ediliyorken,işsizlik,adaletteki ve eğitimdeki sıkıntılar gittikçe büyürken,bir de üstüne ülkede ve dünyada korona virüs salgını devam ederken,depremler canımızı bu kadar yakmasa artık! Maden arama faaliyetlerine izin vermek yerine her yeri ağaçlandırsak da barajlar olmasa da seller heyelanlar önlense artık! Dünyanın bozulmuş dengesini daha da bozmasak,dünyanın ve doğanın sesine kulak versek,para hırsından kurtulsak da yaşam kalitemizi artırmak için çabalasak artık!
Bozulmuş her yapının düzeldiği bir ülkede,doğal afetlerden azami önlemle ve en az zayiatla kurtulduğumuz günler görmek ümidiyle…
