Bazı yollar vardır; yürüyeni azdır çünkü zahmetlidir. Gürültüyle değil, vicdanla aşılır. Bugün iyilik, naiflik sanılıyor. Oysa iyilik, çağın hoyratlığına karşı verilen en sessiz ama en güçlü itirazdır. Kırmadan konuşmak, incitmeden doğruyu savunmak, güçlüyken adil kalabilmek…
Bunların hiçbiri kolay değildir. İyilik, tam da bu yüzden bir tercih değil; bir karakter meselesidir.
Hoşgörü, her şeye razı olmak değildir. Sınırları olan bir merhamettir. Kendinden vazgeçmeden başkasını anlayabilme halidir. Empati, acıyı sahiplenmek değil; ona saygı duymaktır. Ve sevgi… Sevgi en çok da karşılık beklemediğinde gerçek olur. Bugün ilişkiler hızla tüketilirken, insanlar birbirini fayda üzerinden tanımlarken, iyilik hâlâ insanı eşya olmaktan koruyan son sığınaktır.
Çocuklar ve gençler bu dünyanın en kırılgan tanıklarıdır. Onlara nasıl baktığımız, geleceğe nasıl bakacağımızı ele verir. Bir çocuğu sevmek; onun korkularını küçümsememek, sorularını susturmamak, hayallerini aceleyle “gerçekçilik” adı altında ezmemektir. Bir genci sevmek; onu yargılamadan dinlemek, hatalarını kimliğine dönüştürmemek, yalnızlığını görünür kılmaktır. Çünkü her ihmal edilen çocuk, her görmezden gelinen genç; toplumun vicdan hanesine yazılan bir eksidir.
İnsan geriye dönüp baktığında; kazandıklarını değil, kimleri incitmeden yürüdüğünü hatırlar. Ardında bırakılan iyi anılar, servetten daha kalıcıdır. Birinin hayatına denk geldiğinizde orayı karanlık mı bıraktınız, yoksa biraz olsun aydınlattınız mı? Asıl muhasebe budur.
İyilik, hatırlanma biçimidir. Ve insan, en çok da iyi anıldığında tamamlanır.
Bugün yol ayrımındayız. Ya sertleşerek ayakta kalmaya çalışacağız ya da incelerek derinleşeceğiz. Yolumuz iyiliğe giderse; belki daha yavaş yürürüz ama insan kalırız. Ve bazen dünyayı değiştirmek değil, kirletmemek yeterlidir.
Ayşegül Çimen bir öğretmen ve Ceyhan Kızılay Kadın Başkanı olarak sosyal sorumluluk projeleri üretir, toplumsal farkındalık yaratmak için çaba sarfeder.
