KALİTENİN ÖNEMİ
On sene sonra içme suyumuz kalmayabilir. Çocuklarımız gözümüzün önünde salgın hastalıklara yakalanabilir. Refah seviyemiz düşebilir. Tarım bitebilir ülkemizde. Bitmek demeyelim de betonlara yenilebilir. Bunun gibi örnekleri çoğaltabilir, bu yazıyı okuyan herkesin geleceğe dair umutlarını azaltabilirim. İçinizi karartacak binlerce cümle yazabilirim. Ben sadece şunu anlatmak istiyorum daha doğrusu anlayın istiyorum: dünya eski dünya değil. Ülke eski ülke değil ve daha da önemlisi insan aynı insan değil artık!
Eskiden çok çocuk yapmak iyiymiş. Anne baba ev işlerini düşündüğü kadar yaşlılıklarında kendilerine baksın diye de çok çocukları olsun istermiş. Eskiden doğan büyürmüş bir şekilde. Fazla bir şeye ihtiyaç duymadan, ihtiyaçlarını kendi başına karşılayarak.. Eskiden sofrada çok çeşit yemek istenmez, ortaya konan bir kazan yemeğe birden çok kaşık girer çıkar, herkes aynı bardaktan su içermiş. Çamaşır külle yıkanır, insanlar yıkanan çamaşırı kuruyana kadar çıplak beklermiş. Eskiden ormanlarda yaşanır, ağaçların arasında yetişmiş mantarları toplamak yahut yol kenarından toplanmış bir demet nergisi satmak çocukları mutlu edermiş. Herkes birbirine yardım eder, her sey paylaşılır, kim elinde bir taneden fazla ne varsa olmayanla paylaşırmış.
İnsan gücü önemliymiş eskiden ve insan sayısı azmış. Kaynaklar fazlaymış. Eskiden her seyin; insanın, ağacın,doğanın değeri bilinir ve bunlara saygı gösterilirmiş.
Bugüne bakalım mı şimdi de: doğal kaynaklar hızla tükeniyor. Artan şeyler teknoloji, daha az insanla daha çok iş başarmak ve insanların yerini alan robotlar. Bunun yanında nüfus hızla artıyor. Hastalıklar artıyor. Sayısı artan her şeyin kalitesinin düşmesi de hayatın kanunu sanırım. Bugün azalan şey ormanlar. Kaliteli hava, kaliteli toprak, kaliteli tarım, kaliteli yemek. Kaliteli kitap bile kalmadı okuyacak. Her gün binlerce insan görüyoruz televizyonda,binlerce kitap katılıyor yayınlanmışlar arasına,binlerce hayalperest bir seyler başarmak için sosyal medyaya katılıyor her yeni gün. Her yeni gün daha da aynılaşıyor oysa her şey.
Şimdi soruyorum size, böyle bir çağa daha fazla çocuk getirmek ne kadar mantıklı? Hadi diyelim doğanın kanunu çocuk şart. O zaman çocuğunuza çok değil sadece yaşayabileceği kaliteli nefes alacağı kaliteli eğitim göreceği hadi bunları da geçtim huzurla uyuyabileceği bir dünya verebilecek misiniz? Ben günlerdir bunları düşünüyorum. Aşı, hastalık, susuzluk değil. Gelecek nesillere kalacak dünyayı düşünüyorum. Daha da önemlisi gelecek nesillere bırakacak bir dünyamız olacak mı? Herkes bunu bir gün düşünse çok şey değişir aslında..
