Yazı Detayı
07 Eylül 2021 - Salı 16:31 Bu yazı 600 kez okundu
 
KAZANDIKÇA KAYBETTİKLERİMİZ
Enis Turgut
; enisturgut@outlook.com.tr
 
 

KAZANDIKÇA KAYBETTİKLERİMİZ

Kazanmak…

İnsanoğlunun endekslendiği en önemli parametre.

Peki, her zaman kazanmak gerçekten de bizim değerimize değer katıyor mu?

Şöyle biraz geçmişe gidelim isterim.

Yaşım gereği 90’lı yılları daha net anlatabilir, fikir beyanında bulunabilirim.

O yıllarda, bizim için, belki teknoloji çok ileri değildi. Sade ve monoton bir yaşam sürmeyi zevk edinen bir jenerasyonun çocuklarıyız biz.

Siyasi savaştan (80’ler) yeni çıkmış, sağ ve sol ideolojinin dizginlendiği dönemin çocukları…

Köy ve mahalle kültürünü teneffüs edip modern(!) yapılaşmanın temellerinin atıldığı yılların çocukları.

Bahsettiğim dönem içerisinde topluma karışmış her bir birey ne demek istediğimi bilir. Elimize aldığımız topaca (fırıldak diye bilinir) uzun bir ip parçası sararak oynadığımız oyun mu dersiniz, bilyeleri dizerek oynadığımız ‘baş’ oyununu mu dersiniz. Ya da çelik-çomak oyunu. Kısacası mutluluğun resmine konu olacak her şey bu saydığım oyunlarda gizliydi. Ya okul çıkışı mahalle aralarında oynanan futbol? Kızların ip atlaması, akşam karanlık çökünce saklambaç oyunu, olmazsa olmazımız uzun eşek oyunu… Tazmanya canavarlı, bugsbunny karakterli tasolarla birbirini yenmeye çalışan çocuklar, seksek oynayarak anı yaşayan öğrencilik hayatı… Buna yöresel oyunları da ekleyecek olursak elbette daha çok sayılacak oyun çeşidi var.

Gelelim günümüze…

Günümüz kuşağının durumu ortada; ellerde telefon-tablet, sanal alemde karakterleri kovalama derdinde. Bir ara zombi gibi park köşelerinde, ellerinde telefonla pokemon arayan nesil şimdilerde yeni strateji oyunlarına merak sarmış durumda!

Basit bir örnekle pekiştirmek gerekirse; önceleri yemeğini yemeden sokağa çıkamayan çocuklar bunu bir tehdit olarak görüp, bir an önce yemeklerini bitirir, sokağın atmosferinde kendine yer bulurdu. Şimdilerde ise, maalesef, yemek yesin diye masanın baş köşesine çocuktan önce oturtulan(!) telefon ve tabletlerdeki görsel şölenleri izletip, hipnotize edilen çocuklardan, yemeklerini yiyip büyümeleri isteniyor.

Ve yine maalesef ki; toplu konutlaşmanın,diğer tabirle dikey yapılaşmanın, giderek arttığı bir milenyum (!) çağın içerisindeyiz. Üzgünüm ki bizim çocuklarımız bu çağa denk geldiler. Paraya doymak bilmeyen rantçı amcalarının gözlerinin doymaması, onları birçok oyun alanından alıkoydu ve koymaya da devam ediyor. Evlerinin içine haps olmuş bireyler, 100-200 metrekare alan içerisinde saklambaç oynayıp gecenin tadını çıkarmaya çalışıyorlar.

Her yer böyle mi? Tabi ki de değil. Ama onların da bu sürece dahil edilmesi uzak da sayılmaz açıkçası.

Evet, maddi şartlar değiştikçe kazandık dediğimiz ne varsa, bizden neleri götürüyor şöyle bir bakmamız lazım.

Para kazandık, telefon aldık hem de en akıllısından(!). O kadar akıllı ki aklımızı başımızdan alıyor. Sosyal medya hastalığı diye bir hastalık girdi hayatımıza mesela. Hiç görmediğimiz, bilmediğimiz diyarlardan sanal arkadaşlar edindik. O arkadaşların bazıları, yuvaları yıkar hale geldi.

Manevi değerleri altüst eden bu arkadaşlıklar bir neslin mutasyona uğramasının en önemli somut adımları olarak karşımıza çıkar oldu. Muhabbet ettiğimiz konular sığlaştı, elimize aldığımız cihazlar bizi ele geçirir oldu. Öyle ki eş dost bir araya geldiğimizde yükselen trendlerin, trend-topiklerin bizde uyandırdığı derin merak hissiyatı, duygularımızın da -tabiri caizse- kozmopolitleşmesine sebep olur hale geldi. Uyanmak için çok mu geç kalındı bilemiyorum ama gidişatın iyi olmadığını da söylemeden edemeyeceğim.

Üzgünüm… Oğlumun ve kızımın ve dahi tüm çocuklarımızın bu güzelliklerden mahrum kaldıkları için çok üzgünüm.

Yazımı Albert Einstein dikkat çekici sözüne yer vererek tamamlamak istiyorum: ‘Korkarım ki bir gün teknoloji, insan etkileşiminin önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak.’

Ümit ederim ki küresel sorun haline gelmiş teknoloji hastalığı daha büyük tahribatlara sebebiyet vermez.

Onun için diyorum ki, zaman bize ne kazandırdı, ne kaybettirdi sorgulamak lazım.

Sağlıcakla esen kalın değerli dostlar…

 
Etiketler: KAZANDIKÇA, KAYBETTİKLERİMİZ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fatih Karagümrük
10
11
1
1
3
5
2
Trabzonspor
10
10
0
1
3
4
3
Konyaspor
10
7
0
1
3
4
4
Beşiktaş
10
7
0
1
3
4
5
Fenerbahçe
10
6
0
1
3
4
6
Altay
9
10
2
0
3
5
7
Galatasaray
8
8
0
2
2
4
8
Hatayspor
7
9
1
1
2
4
9
Kayserispor
7
4
1
1
2
4
10
Yeni Malatyaspor
6
7
3
0
2
5
11
Alanyaspor
6
3
2
0
2
4
12
Göztepe
5
6
2
2
1
5
13
Kasımpaşa
5
5
1
2
1
4
14
Gaziantep FK
4
4
2
1
1
4
15
Antalyaspor
4
4
2
1
1
4
16
Sivasspor
2
4
2
2
0
4
17
Adana Demirspor
2
2
2
2
0
4
18
Çaykur Rizespor
1
2
3
1
0
4
19
Başakşehir FK
0
2
4
0
0
4
20
Giresunspor
0
0
4
0
0
4
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı