BİR GECE
30 Haziran 1930 tarihinde Merkez Bankası resmi olarak kuruldu.3 Ekim 1931 tarihinde de göreve başladı. Amaç; devletten bağımsız bir organ oluşturup ülkenin hem içeride hem dışarıda para politikalarını yönetmesi ve ülkede ekonomik istikrara katkı sağlamaktı. 2016-2019 yılları arasında başkanlık yapan Murat Çetinkaya,aldığı kararların birileri tarafından beğenilmemesi sonucu görevden alındı. Yerine Murat Uysal atandı. Murat Uysal’ın başkanlığı da çok uzun sürmedi. Ağzını açan başkan aldığı nefesi veremeden görevden alınır oldu. Dün gece de son Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alınıp yerine Prof.Şahap Kavcıoğlu atandı. Tek adam rejimi dedikleri hayatın her alanında kendini çok fazla htirir oldu.
Dün gece aynı zamanda Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden ayrıldı. Nedir peki İstanbul Sözleşmesi? Adı bile İstanbul olan bir sözleşmede 45 ülke ve AB ülkelerinin imzası varken Türkiye neden geri çekildi? Bu sözleşme kadına yönelik her türlü şiddeti engelleme,şiddete maruz kalmış kadınların korunması, şiddet uygulayanların cezasını çekmesi için mücadeleyi kapsayan bir sözleşme. Yani anlayacağınız kötü bir tarafı yok. Ülkemiz kadınlar için çok yaşanabilir,aşırı güvenli bir ülke haline mi geldi de bu sözleşmeden çekildik? Toplum aile yapısına ters olduğu ve eşcincel ilişkiye teşvik ettiği gerekçe gösterildi. Maalesef evlilik konusunda din adamlarının söylediği akla sığmaz ifadelere karşın,mesela ‘’9 yaşında kız evlenebilir’’ sözünün arkasında duruyorlarken eşcinsel ilişkiye karşı olmalarının açıklanabilir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Hayretler içerisinde izliyorum bazı gelişmeleri artık. Sizi bilmem am ben kendimi günden güne daha az güvende hissediyorum. Her geçen gün ülkenin belli bir kesimi ülke kaynaklarını kendi kasasına boşaltıp, milyonlarca insana kulak tıkarlarken, insanların daha ne kadar dayanacağını bilemiyorum.
Bu iki önemli kararın aynı gün, piyasalar kapanmışken ve haftasonuna denk getirilip açıklanması da ayrıca dikkatimi çekti. Bu ülkeyi kuran yüce Atatürk’ün çok sevdiğim bir sözü vardır:’’ Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır: Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır.” Günümüzde kadın bizim ülkemizde her geçen gün daha da sindirilmekte, daha da aşağılanmakta daha da önemlisi yaşam hakkı elinden alınmaktadır. Gece saat 3:30’da uyanıp açtığım televizyondan öğrendim bu iki haberi. Milyonlarca insan da sabah öğrendi. Gördüğüm andan beri uyuyamıyorum. Daha neler olacak,gelecek nesiller daha ne kadar adaletsiz,güvensiz bir toplumda,eğitimin gelişmediği,ekonominin yerlerde süründüğü bir toplumda yaşayacak diye düşünmekten uyuyamaz oldum. Kaç insan benimle aynı durumda bilmiyorum. Çoğunluk alıştı artık. Çoğunluk aç,çoğunluk kendi cebindeki delikle uğraşmaktan ülkedeki boşlukları göremiyor. Bazıları kendi çapında ses çıkarsa da çoğunluk bana ne deyip geçti. Bazıları umursamadı,bazıları zaten kullanılmıyor,bir işe yaramıyordu dedi. Fakat mesele çok başka. Allah korusun yarın bir gün zaten kullanılmıyor deyip laikliği de kaldırsalar! Artık hayatımız bir gecede değişiyor. Farkında mısınız,bir tek kişinin imzası yetiyor!