Ayşegül

Tarih: 05.03.2026 12:04

KADIN ELİYLE HAYAT

Facebook Twitter Linked-in

Bir öğretmen öldürüldüğünde yalnızca bir insanı kaybetmedik. Toplumun geleceğini hazırlayan sesi kaybettik. Bir umudu. Bir sınıfın, bir okulun yarım kalmış cümlelerini…Atatürk'ün öğretmenler hakkında söylediği prensip edindiğimiz Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister." cümlesini gerçekleştirmenin derdindeyken 
Ve o gün aslında bir toplum sınavdan kaldı. 
Son zamanlarda haberleri açmaya korkar olduk. Sık sık öğretmenler öğrencileri tarafından darp ediliyor, tehdit ediliyor, hatta öldürülüyor, korkunç suçlamalarla itham ediliyor. Anne babalar öğretmeni dinlemek yerine karşısına geçiyor. Hatanın nedense hep öğretmende olduğuna hemfikirler, kendilerine düşen görevleride bizden beklediklerinin farkında bile değiller. Oysa biz düşman değiliz. Biz aynı gemideyiz.
Bir çocuğun kalbine dokunan ilk yabancı yetişkin öğretmendir. Evden sonra güven duyduğu ikinci limandır okul. Eğer o liman sarsılırsa, çocuk savrulur. Ama kimse şunu sormuyor: Limanı kim koruyacak?
Veliler öfkeyle, sistem yükle, öğretmen yorgunlukla mücadele ediyor. Çocuk ise tüm bu gerilimin ortasında büyümeye çalışıyor. Ve biz hâlâ taraf seçiyoruz. Oysa mesele taraf değil, sorumluluk.
Bir öğretmeni yalnız bıraktığınızda aslında kendi çocuğunuzu yalnız bırakmış olursunuz. Çünkü öğretmen korkarsa, susarsa, geri çekilirse; en çok çocuk kaybeder. Sevgi geri çekildiğinde yerini kocaman bir boşluk alır. Boşluk ise çoğu zaman şiddetle dolar.
Biz aynı gemideyiz.
Gemi su alıyorsa, bir tarafın kovası diğerinden değerli değildir.
Anne baba kürek çekerken öğretmen dümeni tutmalı.
Çocuk ise güvenle ufka bakabilmeli.
Bu ülkede öğretmen olmak cesaret işine dönüştüyse, hepimizin oturup düşünmesi gerekir. Eğitimi tartışırken önce insan olmayı konuşmalıyız. Saygıyı, merhameti, sınırı ve sorumluluğu yeniden öğretmeliyiz. Sadece çocuklara değil, kendimize de.
Belki de mesele şu:
Çocuğumuzu korumaya çalışırken karakterini ihmal ediyor olabilir miyiz?
Hak ararken adaleti zedeliyor olabilir miyiz?
Bir öğretmenin arkasında durmak, körü körüne savunmak değildir. Haksızlık varsa elbette konuşulur. Ama linç kültürüyle değil, hukukla. Öfkeyle değil, akılla.
Unutmayalım:
Bir sınıfta saygı ölürse, toplumda adalet sakatlanır.
Bir öğretmen korkarsa, bir nesil susar.
Ve biz gerçekten aynı gemideysek,
kimseyi denize atarak karaya varamayız.
Ayşegül Çimen bir öğretmen ve Ceyhan Kızılay Kadın Başkanı olarak sosyal sorumluluk projeleri üretir, toplumsal farkındalık yaratmak için çaba sarfeder.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —