Menü Çukur Ova Flash Haber
Fatih

Fatih Ozdemir

Tarih: 22.05.2021 13:47

MUHTAR'IN ÖYKÜSÜ

Facebook Twitter Linked-in

MUHTAR’IN ÖYKÜSÜ
Vakti zamanın birinde kocaman bir ülkenin küçük bir köyü varmış. Bu köy,kendi halinde,herkesin az üretip az yediği ve herkesin birbirini tanıdığı,küçüklerin büyükleri saydığı; büyüklerin küçükleri sevdiği bir yermiş. Bir zaman sonra bu köye  bir delikanlı gelmiş. Büyük şehirden geldiğini,yıllarca orada okuduğunu ve şimdi dededen kalma evde yaşamak için bu köye döndüğünü anlatmış. Köyde kimse genç çocuğun dedesini tanımıyormuş ama oturduğu evin sahipleri gideli yıllar olduğundan da ses etmemişler. Kahvede erkeklere şehir hayatını, okuduğu kitapları, siyasiler hakkında okuduğu ve bildiği haberleri anlatıyor; tarlada çalışan kadınlara da sinemada izlediği filmleri , şehirdeki zengin erkekleri ve lüks yaşamı anlatıyormuş. Sonra köyde muhtarlık seçimleri vakti geldiğinde tüm köy istisnasız bu  delikanlının aday olması gerektiğini savunmuş. Köyde tek aday olarak girdiği seçimi de kazanmış genç oğlancık. Henüz yirmili yaşların başında bu köye muhtar seçilen çocuğun seçim sonrası ilk icraatı köyün çevresini tellerle çevirmek, girişine de kocaman bir kapı yapmak olmuş. Köylüye, girip çıkanları takip etmek gerek,yabancı gelmesin köyümüze herhangi bir tehlike olursa haberimiz olsun diyerek memnun olmalarını sağlamış. Fakat bir süre sonra dağa bayıra hayvan otlatmaya giden köylüden,şehre gitmesi gereken insanlardan her girişte para almaya başlamış. İlk başta herkes bu konuda ses yükseltse de Muhtar’ın dediği :’’sizden aldığım parayla hayvanlarınız için yem alacağım. Koca meralar oluşturacağım. Böylece köyün dışına çıkmadan hayvanlarınızı otlatacaksınız’’ sözü karşısında memnun olmuşlar.
Muhtar sonra:’’  elinde fazla  buğdayı,unu,domatesi,sebzesi,meyvesi olanlar olmayana versin. Yardımlaşalım, Ama bana getirin ben dağıtayım, kimse kime verdiğini bilmesin. Aranızda büyüklenme olmasın.’’ demiş. Tüm köylü birbirini sevip saydığından herkes az çok demeden elindekinden bir pay muhtara götürmüş. Tüm köy mutluymuş. Herkes birbirine yardım ettiğini düşünürken muhtar, topladığı her şeyi gecenin bir saati şehre götürüp tüccara satıyormuş. Tabi az bir miktarını köydeki fakirlere dağıttıktan sonra. Şehirden gelenlere köyden arsa satmaya başlamış sonra. Köylüye ’’gelen paraları köyün giderlerinde kullanacağım’’ demiş. ‘’Okul yenilenmeli,hastane olmalı. Köyde herkes her işini halledebilmeli. Şehre gerek kalmamalı.’’ İşte böyle söyledikçe köylü mutlu olmuş. Bu yaşta şehir görmüş,okul okumuş,bilgili bir muhtarları olduğu için hepsi mutluymuş. Zamanla gerçekten insanlar şehre gitmez olmuş. Hastane ve okul istedikleri gibi olmasa da Muhtar onları yıllarca oyalamış. Köylüler de hep beklemiş. Bir gün okulumuz olacak dedikleri için çocukları şehre okula göndermemişler. Hastane yapılsın diye beklerken hastalarını köyden çıkarmadan ölmelerine sebep olmuşlar. Teknoloji pek gelişmediğinden televizyon radyo telefon da yokmuş. Sadece arada şehre giden muhtarın anlattıkları kadarını biliyorlarmış.
Aradan seneler geçmiş. Yaşlılar ölmüş,çocuklar büyümüş, köylüler her sene aynı miktar ürettiği halde her sene ellerinde kalan ürün azalıyor, her sene köye yerleşen yabancılar artıyormuş. Bir sabah muhtarın köyden kaçıp gittiği haberi yayılmış tüm köye. Muhtar,her sene köylüden aldığını fakire dağıtma bahanesiyle satmış,köyden yabancılara yer satmış ve tüm parayı alıp kaçmış. Köylü öğrenmiş ki,aslında muhtar şehirde hiç okula gitmemiş. Hiç kitap okumamış. Şehirde aylak aylak dolaşan bir serseriymiş. Bu köyden şehre göç etmiş yaşlı bir çiftin ölümünden sonra onların torunu gibi köye gelmiş. Hiç sormadan,araştırmadan hazıra konan ve ne söylese inanan saf köylüleri kandırmış ve çok zengin olmuş. O köy,bir daha tanımadıkları insanlara güvenmemiş ve herkes fakirleştiği ile kalmış. Üstelik köylerine yerleşen yabancılar onlar kadar kıymet bilmediğinden köyün ne sakinliği kalmış ne doğal güzelliği ne de huzuru!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —